B Hücreli Prolenfositik Lösemi (B-PLL)

B hücreli prolenfositik lösemi (B-PLL), B hücrelerinin (B lenfositleri) kontrol dışı büyümesi ile karakterize, çok nadir görülen ve tipik olarak agresif seyirli olan bir kan kanseri türüdür. B hücreli prolenfositik lösemi, tüm lenfositik lösemi vakalarının yaklaşık % 1’ini oluşturmaktadır.

B hücreleri, bağışıklık sisteminin bir parçası olan bir tür beyaz kan hücresidir. B lenfositlerin iki sorumluluğu vardır: 

  1. Antikor üretimi :  Antijenlere yanıt olarak , B lenfositleri, fagositlerin tanımlanmasına ve ortadan kaldırılmasına yardımcı olmak için yabancı maddelere özgü antikorlar üretir ve salgılar.
  2. Hafıza hücrelerinin üretimi : Antikorlar ve antijenler arasındaki etkileşimler, B lenfositlerin hücresel anılar oluşturmasına izin verir, bu durum vücudun daha önce karşılaşılan türlere daha hızlı ve verimli yanıt vermesine izin veren bağışıklık olarak bilinir.

B hücreli prolenfositik lösemi, tanısında genellikle ortalama yaş 69 civarındadır. Erkekler ve kadınlarda birbirine yakın oranda görülmekle birlikte, erkeklerde bir miktar fazla görülür. Çoğu zaman, b hücreli prolenfositik lösemi, kronik lenfositik lösemi gibi daha yavaş büyüyen bir B hücresi kanserinin dönüşümü veya evrimi olarak ortaya çıkar. B hücreli prolenfositik lösemi nadiren birincil bir hastalık olarak ortaya çıkar.

B hücreli prolenfositik lösemi (B-PLL) belirtileri

B hücreli prolenfositik lösemi hastaları başlangıçta asemptomatik olabilir. B hücreli prolenfositik löseminin yaygın belirtileri ve semptomları şunları içerir:

  • Yüksek lenfosit sayısı
  • Dalak büyümesi (splenomegali)
  • B semptomları
    • Ateş
    • Gece terlemeleri
    • Kilo kaybı
  • Düşük kırmızı kan sayımı (anemi)
  • Düşük trombosit sayısı (trombositopeni)
  • Lenf bezlerinde büyüme (lenfadenopati)

B hücreli prolenfositik lösemi (B-PLL) teşhisi

B hücreli prolenfositik lösemi son derece nadirdir ve b hücreli prolenfositik lösemi kronik lenfositik löseminin, mantle hücreli lenfoma ve dalak marjinal zon lenfoması dahil olmak üzere diğer olgun B hücresi malignitelerine benzer klinik sunuma sahip olması nedeniyle doğru şekilde teşhis edilmesi zor olabilir. Bu nedenle deneyimli bir hematopatoloğun bir hastanın laboratuvar sonuçlarını incelemesi ve yorumlaması önemlidir . Hematopatolog, kan ve kemik iliği gibi dokuları incelemek ve hematolojik hastalıkları teşhis etmek konusunda uzmanlaşmış bir doktordur. B hücreli prolenfositik lösemi, periferik kandaki lenfositlerin yüzde 55’inden fazlasının prolenfosit olduğunda veya bir lenf nodu veya kemik iliği örneğinde, lenfositlerin çoğunun prolenfosit olduğunda teşhis edilir. B hücreli prolenfositik lösemide, prolenfosit oranı genellikle %90 civarındadır.

Kötü huylu b hücrelerinin morfolojik özellikleri aşağıdaki gibidir:

  • Büyük boyut (normal küçük bir lenfositin yaklaşık iki katı boyuttadır)
  • Yuvarlak veya oval şekilli çekirdekler
  • Tek belirgin nükleol
  • Orta derecede yoğunlaştırılmış nükleer kromatin
  • Yüksek nükleer sitoplazmik oran (daha bol sitoplazmayı gösterir)

B hücreli prolenfositik lösemiye neden olan genetik özellikler büyük ölçüde bilinmemektedir. TP53 veya MYC geninin anormallikleri (delesyon ve / veya mutasyon ) vakaların yaklaşık yüzde 50’sinde görülür. Bazı hastaların her iki gende de anormallikleri vardır. TP53 ve / veya MYC mutasyonu kötü klinik sonuçla ilişkilendirilmiştir.

B hücreli prolenfositik lösemiyi teşhis etmek için kullanılan testler şunları içerir:

  • Tam kan sayımı
  • Periferik kan yayması
  • Kemik İliği biyopsisi / aspirasyonu
  • İmmünofeotipleme / flow sitometri
  • Karyotipleme veya FISH ile sitogenetik
  • Moleküler testler

B hücreli prolenfositik lösemi (B-PLL) tedavisi

B hücreli prolenfositik lösemi son derece nadir bir hastalıktır ve tedavi stratejisi konusunda fikir birliği yoktur. B hücreli prolenfositik lösemi, sadece az sayıda genç ve / veya iyi formda olan hastaya uygulanabilen hematopoietik kök hücre transplantasyonuyla küratif olarak tedavi edilebilir. Standart tedavilerin etkileri, büyük oranda semptomları ortadan kaldırmak ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatmakla sınırlı kalmaktadır. Bu nedenle, hastalar mümkün olduğunda klinik araştırmalara katılmaya teşvik edilir. 

İzle ve Bekle

Tanı anında semptomları olmayan b hücreli prolenfositik lösemi hastaları için, “izle ve bekle” yaklaşımı uygulanabilir, yani tedavi, hastalığın belirti ve semptomları görülene kadar ertelenir. B hücreli prolenfositik lösemi hızla ilerleyebildiğinden, hastalık ilerlemeye başlarsa tedaviye başlanabilmesi için sıklıkla kan testleriyle izleme gereklidir. Doktorunuz gerekli kontroller için aylık veya 3 aylık periyotlarla sizi görmek isteyecektir.

Kemoterapi

B hücreli prolenfositik löseminin çok agresif bir klinik seyri ve kemoterapiye karşı tepkisizliği vardır. Bu direncin TP53 genindeki mutasyonların sonucu olduğuna inanılmaktadır. Dirençli yapısı, kemoterapi ilaçlarının kombinasyonlarının kullanılmasına yol açmıştır. Bu kombinasyonlar birden çok kemoterapi ilacı ve hedefli ilaçların birlikte kullanılmasını içermektedir.

Sıklıkla kullanılan kemoterapi kombinasyonları:

  • FCR [fludarabin (Fludara®), siklofosfamid (Cytoxan®), rituximab (Rituxan®)]
  • BR [Bendamustine (Treanda®), Rituximab (Rituxan®)]

Hedefli tedavi (Monoklonal antikorlar)

Hedefli tedavi (akıllı ilaç), lösemi hücrelerindeki spesifik proteinleri tanıyan ve normal, sağlıklı hücrelerde oluşabilecek hasarı önleyen tedavilerdir.

Rituximab, B hücresi malignitelerinin tedavisinde yaygın olarak kullanılan bir monoklonal antikordur, yüzey proteini CD20’ye yöneliktir. Vaka çalışmaları, B-PLL’nin yalnızca rituksimab ile başarılı tedavisini belgelemiştir; ilave çalışmalar, rituksimab kemoterapötik ilaçlar fludarabin veya bendamustin ile antrasiklinler, mitoksantron veya epirubisin ile eşleştirildiğinde pozitif aktivite bildirmiştir.

Alemtuzumab, malign B lenfositlerinde yüksek oranda eksprese edilen CD52 antijenini hedefleyen bir antikordur. In vitro testler, hücre ölümünü indüklediğini göstermiştir. Ayrıca, en çok kan, kemik iliği ve dalakta aktiftir, bunların tümü B hücreli prolenfositik lösemi ile ilgili ana bölgelerdir. TP53 gen mutasyonlarına sahip hastalar tipik olarak geleneksel tedavilere dirençlidir. Bu yüzden Alemtuzumab bu hastalarda genellikle ilk tedavi tercihidir.

B hücre reseptör ve sinyal sistemini etkileyen ilaçlar

Bruton kinaz inhibitörleri (ibrutinib) ve fosfoinozitol 3 kinaz inhibitörleri (idelalisib), b hücreli prolenfositik lösemi tedavisinde kullanılmaktadır. Ibrutinib ve idelalisib, b hücreli prolenfositik lösemi tedavisinde kullanılan yeni nesil ilaçlardır. Diğer b hücreli malignitelerin tedavisinde de kullanılmaktadır. B hücreli prolenfositik lösemi tedavisinde tek başlarına veya rituximab gibi monoklonal antikorlar ile kombine olarak kullanılabilir.

Hematopoietik Kök Hücre Transplantasyonu

İlk ilaç tedavisini takiben remisyon elde eden hastalarda, kök hücre nakli, potansiyel bir tedavi sunabilecek bir tedavi seçeneğidir. Kök hücre nakli, ilk tedavilerine yanıt vermiş genç, daha sağlıklı hastalarda düşünülebilir. Ne yazık ki, b hücreli prolenfositik lösemi hastalarının çoğu bu kadar yoğun bir tedavi için yeterince uygun değildir. Son yıllarda, azaltılmış yoğunluk rejimlerinin uygulamaya konulması, bu tedavi seçeneğini daha fazla hasta için kullanılabilir hale getirmiştir.

B hücreli prolenfositik lösemi (B-PLL) prognozu

B hücreli prolenfositik lösemi, kötü prognoza sahip bir hastalık olarak nitelendirilmektedir. Ancak tedavilerdeki ilerlemeler ve patogenezin daha iyi anlaşılması, ortalama sağkalım süresine olumlu yönde yansımaktadır. Hastalıkla ilgili ortalama yaşam süresi birçok kaynakta 3-5 yıl (2.6 ay – 62 ay) olarak belirtilmektedir. Ancak son dönemde yapılan çalışmalara katılan hastalarda 60 aydan uzun süren takip süreleri bildirilmektedir. Yani b hücreli prolenfositik lösemiyle 5 yıldan uzun yaşayan hastalar mevcuttur.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here