Kutanöz T Hücreli Lenfoma

Kutanöz T hücreli lenfomalar (KTHL), malign monoklonal T lenfositlerin kutanöz infiltrasyonu ile karakterize heterojen bir ekstranodal Non-Hodgkin lenfoma grubudur. Genellikle 55 ila 60 yaşları arasında olan kişileri etkilerler, yıllık insidans 100,000’de yaklaşık 0,5’tir ve erkekler kadınlardan daha fazla etkilenir. Mikoz fungoidleri, Sézary sendromu ve aksi belirtilmemiş primer kutanöz periferik T hücreli lenfomalar, KTHL’nin en önemli alt tipleridir. 

Kutanöz T hücreli lenfoma, vücudun herhangi bir bölgesinde, çoğunlukla ülsere olmuş ve enfekte olmuş, tek parça kırmızı-mor tümör benzeri bir nodül veya dağınık multifokal veya dağınık nodüller ile ortaya çıkabilir. Hızlı kutanöz yayılma ve sistemik tutulum bu KTHL sınıfının temel özellikleridir .

Kutanöz T Hücreli Lenfoma Teşhisi

Erken evrede KTHL’lar genellikle iyi huylu cilt hastalıkları ile karıştırılabilir. Kutanöz T hücreli lenfoma genellikle, dermatit, ilaç reaksiyonları, parapsoriazis, sedef, liken planus, morfea, folikulit, vitiligo, pigmente purpura dermatozlar, lenfomatoid papüloz hastalıklarıyla karıştırılabilir. Histolojik özellikleri sınırlı olduğu için erken evrede iyi huylu inflamuar hastalıklardan ayırt etmek zordur. Hastalığın başlangıcı ile tanının doğrulanması arasındaki sürenin 6 yılı bulan örnekleri vardır.

Son yıllarda KTHL’ın doğru ve erken teşhisinde ilerlemeler olmuştur. Yeni kılavuzlar şüpheli cilt bölgelerinin biyopsisini ve daha sonra dermapatoloji,immünohistokimya ve moleküler analiz önermektedir.

Cildin gözlemlenmesi ve palpasyonu (elle muayene) hastalıktan süphelenmek için en temel unsurdur. Evrelemede ise lenf bezi palpasyonu temel ve geleneksel yaklaşımdır.

Çeşitli kan tahlilleri (biyokimya tahlilleri, periferik yayma, tümör belirteçleri) hastalığın tanısı ve prognozu konusunda çok önemli bilgiler verebilmektedir.

Ayrıca nodal ve sistemik tutulumu değerlendirmek için bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans görüntüleme ve pozitron emisyon tomografisi (pet-bt) gibi yöntemler kullanılabilir.

Kutanöz T Hücreli Lenfoma Tedavisi

KTHL için bilinen kesin bir tedavi yoktur. Tedavi seçenekler içoğunlukla palyatiftir. Hastalığın neden olduğu şikayetleri ortadan kaldırmaya ve ilerlemeyi yavaşlatmaya yönelik tedavi uygulanır. Çok ilaçlı terapötik yaklaşımlar zayıf deri bariyeri olan KTHL’lı hastalarda yüksek enfeksiyon riski nedeniyle uygun değildir.

Bu malign durumu tedavi etmek için en uygun seçeneği seçmeden önce evreleme esastır. Hastalığın vücut yüzeyinin %20’sinden azını etkilediği durumlarda (erken evre – Evre 1 ve Evre 2A), deriye yönelik tedaviler ilk tercihtir.  Sistemik tedaviler erken evrelerde refrakter (Evre 2B) olgularda ve ileri evrelerde olan olgularda kullanılır.

Topikal ve sistemik formlardaki kortikosteroidler, KTHL tedavisinde etkilidir . Topikal kortikosteroidler, hem erken evre hastalığın refrakter vakalarının hem de daha ileri vakaların tedavisinde kullanılabilir. 

Tedavide kullanılan bir diğer seçenek ise retinoidlerdir. Retinoidler, KTHL’ların anti-proliferatif ve apoptoz indükleyici etkiler ile tedavisinde etkilidir .Retinoik asit reseptörü β2, bir tümör baskılayıcı gen olarak çalışır . Targretin olarak bilinen topikal retinoid, ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) tarafından kutanöz t hücreli lenfoma tedavisi için onaylanmıştır. Tazaroten ise evre 1 ve evre 2a KTHL tedavisinde etkinliği gösterilmiş olan başka bir topikal retinoiddir. Ayrıca asitretin, izotretinoin ve beksaroten gibi sistemil retinoidler KTHL tedavisinde başarıyla kullanılmıştır.

Anti-neoplastik ajanlar olarak sınıflandırılan HDACI’ler, KTHL tedavi etmek için yeni terapötik seçeneklerdir.

İlerleyici ve tekrarlayan kutanöz t hücreli lenfoma hastaları için vorinostat ve romidepsin FDA tarafından onaylanmış diğer ajanlardır. Bu ajanlar, tek ajan olarak verildiklerinde %30-35 arasında bir genel cevap oranı ve %2-6 arasında bir tam yanıt oranı görülür. Bunlar dışında entinostat, belinostat, panobinostat, AN-7 ve quisinostat şu anda çalışılmakta olan diğer ajanlardır.

Imiquimod mikoz fungoid tedavisinde etkili olan bir Toll benzeri reseptör 7 (TLR7) agonistidir. İltihaplı ve kötü huylu cilt lezyonlarında görülen plazmasitoid dendritik hücrelerden interferon-alfa (IFN-a), TNF-a, IL-la, IL-6 ve IL-8 üretimini indükleyerek çalışır. TLR7- ve TLR8 uyarıcı aktiviteye sahip bir imidazokinolin olan topikal rezidodimodun etkinliği, erken evre KTHL’ların tedavisinde gösterilmiştir. 

Kemoterapötik ajanlar, KTHL’ların yönetiminde rol oynar, ancak ciddi yan etkiler bildirilmiştir. Çoğunlukla, mechlorethamine (azot hardalı) ve carmustine gibi topikal kemoterapötik ajanlar erken evre bozukluklarının tedavisinde başarılıdır, ancak ileri vakaların tedavisinde etkinlikleri şüphelidir. Mechlorethamine, FDA tarafından evre la ve Ib Mikoz fungoid’in tedavisi için onaylandı. 

Kutanöz t hücreli lenfomaların tedavisinde kullanılan diğer sistemik kemoterapötik ajanlar arasında metotreksat, klorambucil, gemsitabin ve pegillenmiş doksorubisin bulunur. Pralatrexate, relaps veya refrakter KTHL’ların tedavisi için FDA tarafından onaylanmış bir metotreksat analoğudur . Çalışmalar, ileri evre KTHL vakalarının tedavisinde siklofosfamid, doksorubisin, vinkristin ve prednizon (CHOP) için değişken etkinlik göstermiştir .

Psoralen plus ultraviyole A (PUVA), ultraviyole B (UVB) , UVA1 ve excimer lazer MF’de (mikoz fungoid) remisyon veya progresyondan kaçınmak için kullanılan en yaygın tedaviler arasındadır. PUVA ile karşılaştırıldığında, UVB infiltrasyonlu lezyonların tedavisinde daha az etkilidir; Ayrıca, remisyon süresi UVB ile daha kısadır .

Radyoterapi, KTHL tedavisi için deriye yönelik etkili bir terapidir . Lenfositler radyasyon tedavisine duyarlıdır. Daha ileri vakalarda, lokal lezyonlara veya tüm cilde radyasyon tedavisi hastalığı kontrol edebilir. Tek lezyonu olan olgularda bu modalite küratif olabilir.

Elektron ışını radyasyon tedavisi, KTHL I ila III aşamalarının tedavisinde etkilidir .Tüm vücut total cilt elektron ışını daha ileri vakalar için uygun bir yöntemdir . Tam evre hastalıkta tam cevap oranı, plak evresi vakalarına kıyasla daha düşüktür (% 36’ya karşılık% 98.3)

Aminolevulinik asit (ALA-PDT) ile konvansiyonel fotodinamik tedavi, bir KTHL alt grubunda etkilidir, çünkü malign T hücrelerinde FAS gibi ölüm reseptörlerinin ekspresyonu düşükken apoptoz yoluyla etki eder. Metotreksatın ALA-PDT ile kombinasyonu, promotörünün metilasyonunu inhibe ederek FAS’ı düzenleyerek fotodinamik tedavinin etkinliğini arttırır .

Ekstrakorporeal fotoferez, periferik kan dendritik hücre popülasyonunun genişlemesi ve TH1 immün tepkisinin arttırılmasıyla sonuçlanan bir immüno-modüle etme yöntemidir . Refrakter, erken evre MF ve SS  tedavi etmek için uygun bir yöntemdir . Bu modalite ile,% 30 ila% 80’lik bir kısmi yanıt oranı ve% 14 ila% 25’lik bir tam remisyon oranının olduğu tahmin edilmektedir .

Allojeneik hematopoetik kök hücre nakli MF, SS ve KTHL ileri aşamalarını tedavi etmek için kullanılır . Araştırmalar, bu terapötik seçeneğin, birkaç kemoterapi tedavisine rağmen ilerleyen, tekrarlayan hastalıkları olan genç hastalar için uygun olduğunu göstermiştir .

Tazaroten, lenalidomid, forodesin (BCX-1777), sentetik oligonükleotitler, temozolomid, C-beta kinaz inhibitörü, müsin 1 C inhibitörleri , everolimus , PD1 / PD-L1 inhibitörleri , brentuximab vedotin, dahil olmak üzere bazı ajanların etkinliği araştırılmaktadır.

Kutanöz T Hücreli Lenfoma Prognozu

KTHL tedavinin kesilmesi durumunda nüks eden yaşam boyu süren bir hastalıktır. İlerleyici özellikli, neoplastik hücrelerin lenf bezlerine ve iç organlara yayıldığı tümör evresine ilerleme tüm KTHL vakalarının %5’inden azında rapor edilmiştir. Erken dönemde sağlıklı insanların yaşam süreleri ile KTHL hastalarının ortalama yaşam süreleri arasında anlamlı bir fark yoktur. İleri evre hastalıklarda ortalama yaşam süresi 3,2 yıl ile 10 yıl arasında değişmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here