Waldenström Makroglobulinemisi Tedavisinde Yeni Gelişmeler

Son yıllarda Waldenström makroglobulinemisi ile ilgili yaşam süresi ve yaşam kalitesini arttırıcı tedavi seçeneklerinde gelişmeler olmuştur. Bu anlamda daha iyi sonuçlar almaya yönelik çalışmalar hızla devam etmektedir. Birçok hematolojik hastalıkta olduğu gibi Waldenström makroglobulinemisi içinde önümüzdeki yıllarda daha iyi tedavi alternatifleri olacaktır.

Halen WM için değerlendirilmekte olan diğer terapötik seçenekler; oblimersen sodyum (BCL-2 antisens oligonükleotit), I-tositumomab, imatinib mesilat (kök hücre faktörü ve WM ve mast hücrelerinde trombosit kaynaklı büyüme faktörü reseptörleri üzerinden sinyal vermeyi hedefler), ve dolastatin (mikrotubül inhibitörü).

Dimopoulos ve arkadaşları, bir deksametazon, rituksimab ve siklofosfamid kombinasyonunun, tedavi gerektiren semptomatik hastalar için aktif ve iyi tolere edilen bir tedavi olduğunu göstermiştir. Nükleozid analogları kullanıldığında ortaya çıkabilecek miyelosupresyon ve immünosupresyon riski olmayan hastaların çoğunda hastalık kontrolü sağlanmıştır.

Treon ve arkadaşları tarafından yapılan bir araştırmanın ara sonuçları, bortezomib, deksametazon ve rituksimabın bir kombinasyon rejiminin, WM’in primer tedavisinde oldukça aktif olduğunu ve iyi tolere edildiğini göstermektedir.

Memeli hücrelerinde hayatta kalma sinyallerini ileten bir yol, fosfoinositid 3-kinaz / Akt’a dayanır. Akt, kas hipertrofisine ve doku büyümesine yol açan hücresel yolaklardaki başlıca sinyal proteindir. Bu yol aynı zamanda, WM’in in vitro ve in vivo olarak göçü, yapışmasında önemli bir role sahiptir. Perifosin gibi Akt inhibitörleri, tümör hücrelerinin çeşitli terapötik yöntemlere karşı direncini düşürür ve WM’de apoptozu indükler. Perifosin ayrıca mitojenle aktive olan protein kinaz yolaklarını ve protein kinaz C proteinlerini aktive ederek hücre çoğalmasını arttırır. Trikiribin gibi spesifik Akt inhibitörleri, MEK / ERK (mitojenle aktive olan protein kinaz kinaz / hücre dışı sinyalle düzenlenen kinaz) aktivitesini arttırmadan sitotoksisiteyi indükler.

Perifosinin MEK inhibitörleri veya AZD6244 ve enzastaurin gibi protein kinaz C inhibitörleri ile birleştirilmesi WM’de terapötik avantajlar sağlayabilir. Bortezomib, rituksimab ve diğer ajanlarla kombinasyon halinde perifosinin, WM hücre hatlarında gelişmiş sitotoksisiteye sahip olduğu gösterilmiştir. Bu gibi kombinasyonların etkinliğini ve güvenliğini sağlamak için ek klinik çalışmalar gereklidir.

Rossi ve arkadaşları, refrakter WM’de atacicept’in (TACI-Ig) bir faz 1/2 çalışmasını bildirmiştir. Atacicept, çözünebilir BLyS ve APRIL’e bağlanarak ve nötrleştirerek ve bu TNF ailesi üyelerinin B hücreli tümörler üzerindeki konik reseptörlerine (TACI, BCMA ve BAFF-R) bağlanmasını önleyerek ve sitotoksisiteyi artırarak bir reseptör görevi görür. Mast hücreleri, yapısal CD154-CD40 sinyallemesi yoluyla tümör hücresi genişlemesinde rol oynayabilir; bu nedenle, CD154 bloke edici ajanlar WM’de terapötik bir seçenek olabilir.

Ho ve arkadaşları, sCD27’nin WM patogenezindeki rolünü tarif etmiş ve SG70 ve sCD27-CD70 ile SGN-70 monoklonal antikoru ile etkileşimlerini hedeflemenin uygulanabilirliğini göstermiştir.

Kemik iliğinde WM hücreleri ve mast hücreleri CD52’yi eksprese eder.
Hunter ve arkadaşları tarafından yapılan çalışamnın 2. aşamasında, alemtuzumab’ın (CD52’ye karşı insanlaştırılmış monoklonal antikor) WM’de oldukça aktif olduğu bildirilmiştir.

Sildenafil sitratın, WM hücre hatlarında apoptozu indüklediği gösterilmiştir. Prospektif bir çalışmada, aktif tedavi için konsensüs uygunluğunu karşılamayan yavaş ilerleyen WM’li hasta sildenafil sitrat ile tedavi edildi; Hastalığın ilerlemesi, hastaların yarısından fazlasında baskılandı. 3 aylık tedaviden sonra,% 63’ü IgM seviyelerinde önemli bir azalma ve % 17’sinde küçük bir tepki gösterdi. Bu sonuçlar ek klinik çalışmaları teşvik etmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here